İnfaz sürelerindeki bu değişikliğin, yaklaşık 40 ila 50 bin hükümlüyü doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Yapılması planlanan düzenlemede, adli suçlardan hüküm giyenlerin tahliye şartları esnetilirken; terör, çocuk, kadın, ebeveyn ve kardeş cinayeti ile cinsel istismar gibi toplumu derinden sarsan suçlarda ise infaz sürelerinde yüksek oranlar korunacak. Bu tür suçlarda cezanın önemli bir kısmının cezaevinde geçirilmesi öngörülüyor.
TAHLİYEDE İYİ HÂL FAKTÖRÜ BELİRLEYİCİ OLACAK
Hazırlanmakta olan yasa tasarısında, şartlı salıverme için “iyi hâl” değerlendirmesi büyük önem taşıyor. Cezaevi İdare ve Gözlem Kurullarının hükümlüler hakkında yapacağı iyi hâl tespiti, tahliye süreçlerinde belirleyici unsur olarak öne çıkacak. Ancak bazı muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, bu kurulların kararlarında objektiflik eksikliği olabileceği konusunda endişelerini dile getirdi.
Bu eleştiriler dikkate alınarak, düzenlemenin ikinci aşamasında gözlem kurullarının çalışma prensiplerinde değişikliğe gidilmesi ve kurul üyeleri arasındaki psikolog, pedagog ve psikiyatrist sayısının artırılması düşünülüyor. Böylece hükümlülerin topluma kazandırılma ve yeniden suç işleme riskinin daha sağlıklı değerlendirilmesi hedefleniyor.
CEZAEVİ SONRASI DESTEK VE DENETİM GELİYOR
Yasanın üçüncü aşaması ise, tahliye edilen kişilerin cezaevi sonrası süreçlerine odaklanıyor. Buna göre, şartlı salıverilenlere ve ailelerine yönelik psikososyal destek programları hayata geçirilecek, istihdam ve mesleki eğitim imkânları sağlanacak. Toplumsal uyumun kolaylaşması ve olası suç tekrarının önlenmesi için bu kişilerin denetim ve takibi sürdürülecek.
Yasa teklifiyle ilgili tüm aşamaların önümüzdeki aylarda TBMM gündemine taşınması planlanıyor. Kapsamlı infaz reformu, Meclis’te kabul edildiği takdirde, binlerce hükümlü için yeni bir sayfanın açılması bekleniyor.

