<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kayıhan Pala - Uluhaber.Net</title>
	<atom:link href="https://uluhaber.net/tag/kayihan-pala/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://uluhaber.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Sep 2024 19:10:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://uluhaber.net/wp-content/uploads/2024/10/cropped-512x512-1-32x32.png</url>
	<title>Kayıhan Pala - Uluhaber.Net</title>
	<link>https://uluhaber.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bursa Tabip Odası: Vergide adalet istiyoruz!</title>
		<link>https://uluhaber.net/bursa-tabip-odasi-vergide-adalet-istiyoruz-2/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bursa-tabip-odasi-vergide-adalet-istiyoruz-2</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2024 19:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıhan Pala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tele16haber.com/?p=9451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası ‘Vergide Adalet İstiyoruz’ konulu basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/bursa-tabip-odasi-vergide-adalet-istiyoruz-2/">Bursa Tabip Odası: Vergide adalet istiyoruz!</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Tabip Odası tarafından düzenlenen ‘Vergide Adalet İstiyoruz’ konulu basın açıklaması Ali Osman Sönmez Hastanesi önünde gerçekleştirildi. Düzenlenen basın açıklamasına; Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BTO Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü, CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, BTO önceki dönem başkanlarından Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Dr. Candan Coşkun, çok sayıda sağlık çalışanı ve sendika üyeleri katıldı.</p>
<p>Bursa Tabip Odası adına konuşan Dr. Muhsin Güllü, sağlık çalışanlarının vergide adalet talebini yineleyerek,<strong> &#8220;1 milyon 400 bin sağlık çalışanı olarak vergide adalet istiyoruz&#8221;</strong> dedi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-9453" src="https://uluhaber.net/wp-content/uploads/2024/09/Bursa-tabip-odasi-vergi-eylemi-3.jpg" alt="" width="800" height="450" srcset="https://uluhaber.net/wp-content/uploads/2024/09/Bursa-tabip-odasi-vergi-eylemi-3.jpg 800w, https://uluhaber.net/wp-content/uploads/2024/09/Bursa-tabip-odasi-vergi-eylemi-3-400x225.jpg 400w, https://uluhaber.net/wp-content/uploads/2024/09/Bursa-tabip-odasi-vergi-eylemi-3-540x304.jpg 540w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" />Basın açıklamasının tam metni şöyle:</p>
<p>Biz 1 milyon 400 bin Sağlık Çalışanı Vergide Adalet istiyoruz.</p>
<p>Aylardır, tam 27 haftadır olduğu gibi bugün de, bu Çarşamba da, burada topluma sağlık hizmeti verdiğimiz ASM’lerin, hastanelerin, tüm sağlık tesislerinin önünde bir kez daha Vergide Adalet istiyoruz. Kararlıyız, bu oyunu bozacağız! Artan oranlı vergi dilimi oyununa son verecek, emeğimizin hakkını koruyacağız!</p>
<p>İktidara, muhalefete sesleniyoruz. Meclise, siyasete sesleniyoruz. İktidarı haklı taleplerimize karşı sağır taklidi yapmaktan vazgeçmeye, muhalefeti bu soyguna karşı biz üretenlerin, çalışanların yanında olmaya çağırıyoruz.</p>
<p>Biz, bu ülkenin çalışanları; nas var nas, faiz sebep enflasyon sonuç gibi politikalarla, kamu idaresi eliyle bizzat ve bile isteye yaratılan enflasyon altında her gün eziliyoruz.</p>
<p>Gerçek değerinden en az yarısı kadar ölçmek üzere müdürü değiştirilip durulan TUİK safsatalarıyla bize gelince yüzde %19’da kalan 6 aylık enflasyon, sıra köprü geçişine zam yapmaya gelince 8 ayda %288 zam gibi insafsız, izansız artışlara dönüşüyor.</p>
<p>Bizler bu sistemli hayat pahalılığı içinde geçinmeye çalışırken, artan oranlı vergi adaletsizliği nedeniyle bir kez daha soyuluyoruz.</p>
<p>Biz sağlık çalışanları hiçbirimiz Ocak ayında aldığımız maaşı bir daha alamıyoruz. Her nasıl oluyorsa her ay düşüyor bizim maaşımız. Biz artık sabit gelirli bile değiliz. Biz vergisi sürekli artan, geliri sürekli azalanlarız. Temmuz ayında yapılan komik artış bu vergi soygunu nedeniyle cebimize girmeden artan vergi kesintisine gidiyor. Temmuz’da aldığımızdan daha az maaş alıyoruz Ağustos’ta…</p>
<p>Gelir vergi kesintisi sözümona %15 ile başlamaktadır ama nerede ise her ay artarak, hızla  %15’den 20’ye 2-3 ay sonra %27’ye ve yıl ortasından sonra brüt gelirimizin %35’i gibi fahiş bir orana ulaşmaktadır.</p>
<p>Bu ülkede şirketlerden alınan kurumlar vergisi ise sabit oranlıdır, ki o oran da bu yıl %20’den artarak %25 olabilmiştir. Kaç para kazanırsa kazansın sabit oranlı vergiye tabii şirketler istisna, teşvik, amortisman, yatırım indirimi vs gibi say say bitmez bahanelerle yüzde 2-3 bile vergi vermemektedir. Her şeye rağmen kaçırılamayan bir vergi çıkarsa da bir çok şirketle o vergi borcu için hemen barışılıverilmekte, affedilmektedir. Bu vergi değil, olsa olsa soygun rejimidir.</p>
<p>Bu soygun da “çok kazanandan çok vergi” gibi kulağa mantıklı gelen bir argümanla süslenmektedir. Ancak bu büyük bir yalandır.</p>
<p>Bu ülkede eline 20 bin lira geçen bir çalışan %27, 50 bin lira geliri olan ücretli çalışan ise brüt gelirinin %35’i eline geçenin ise %51’i kadar gelir vergisi vermektedir. Milyar dolar, trilyon lira kazananlara ise sabit oranlı vergi uygulanmaktadır. Bu mudur çok kazanandan çok vergi almak?</p>
<p>İktidara, muhalefete, meclise, siyasete soruyoruz:</p>
<p>Çok kazanan: Sabit gelirli çalışanlar mıdır? Yoksa karlarına kar ekleyen şirketler midir?</p>
<p>Çok kazanan hekimler, hemşireler, teknisyenler midir? Yoksa Arçelik, Turkcell, Limak mıdır?</p>
<p>Örneğin bu ülkede geçen yıl Arçelik KARININ %1,6’sını vergi olarak vermişken, o fabrikada çalışan, 22 bin lira ücret alan işçi GELİRİNİN %10’unu vergi olarak vermiştir. Sözüm ona da asgari ücret de vergiden muaftır!</p>
<p>Bu sadece gelirimiz üzerinde verdiğimiz vergidir ve bu oyunlarla toplam gelir vergisinin %65’ini, biz çalışanlardan kesilenler oluşturmaktadır. Bunlar yetmiyor. Harcarken kat kat fazla tüketim vergileri vermek zorunda kalıyoruz. Tüm verginin %65-70’ini bu dolaylı tüketim vergileriyle yine biz emekçiler ödüyoruz.</p>
<p>Biz ücretliler, biz üretenlere uygulanan, dolaylı vergi oyununu, bu artan oranlı vergi oyununu bozacağız!</p>
<p>%15 olan ilk vergi diliminin uygulandığı ücret, asgari ücretle kıyaslandığında 2003’te asgari ücretin 16.34 katı iken 2024 yılında sadece 5.5 katı düzeyine düşürülmüştür.</p>
<p>Ücretlerden kesilen gelir vergisi dilimleri bize uygulanan tüketim vergileri, cezalar, harçlar artışında kullanılan yeniden değerlenme oranı kadar artırılmış olsa %15’lik ilk vergi dilimi sınırı 320 bin lira olması gerekir iken bugün 110 bin lirayı aşan brüt gelirden %20 gelir vergisi kesilmektedir. Yıllık 230 bin lira yani aylık 20 bin lira brüt geliri olan ÇOK KAZANAN %27 gelir vergisine tabidir. Eline 50 bin lira ücret geçen ÇOK ÇOK KAZANAN çalışandan kesilen vergi oranı ise %35’e çıkmaktadır ki adalet yerini bulsun! Öyle mi?</p>
<p>Bu Adalet midir? Hayır Değildir! Bu soygunun böylece sürmesine izin verecek miyiz? Hayır, vermeyeceğiz!</p>
<p>Emekçiye değil!</p>
<p>Sermayeye vergi! diye hep birlikte haykıracağız!</p>
<p>2006 yılına kadar ücret gelirlerinde gelir vergisi oranları %5 puan eksik uygulanırken, 2006 yılında tarifenin birleştirilmesini Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 2. 55. 73. maddesindeki “mali güç” “adaletli bir ücret elde etme” ilkesi bir arada değerlendirerek; “vergi oranının ücrette azalmaya neden olacak şekilde yükseltilmesi, “adalet” ilkesini de zedeler” diyerek, % 35 oranında …” vergiyi , “ücret gelirleri” yönünden Anayasa’ya aykırı bulup İptal etmişti. Her ne oldu ise üzerinden referandum geçen ülkenin AYM’si 2010 yılında tekrar getirilen %35 vergiyi anayasaya aykırı bulmayıverdi. Yetmedi 2020’de bir de %40 vergi dilimi eklendi.</p>
<p>Biz 1 milyon 400 bin sağlık emekçisi buradan yüksek sesle tekrarlıyoruz, ücrette azalmaya neden olacak kadar yüksek artan oranlı gelir vergisi tarifesi adaletsizliktir. Bu soygunun daha fazla sürmesine izin vermeyeceğiz.</p>
<p>Sağlık sadece muayene, tahlil, röntgen, BT, sintigrafi, ilaç, ameliyat değildir. Sağlıklılık hali; sadece bedenen iyilik hali tarafından belirlenmez. Sağlık sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel koşulların; beslenme, eğitim, çevre kirliliği, gelir düzeyi, yaşama ve çalışma koşulları, insan hakları güvencesi, iyi yönetim, temiz su ve hijyenik koşullar, etkili sağlık hizmetlerine erişim, iyi barınma koşulları gibi sayabileceğimiz bir çok sosyal belirleyicileri vardır.</p>
<p>Bir de kâr ile güdülenen ve sağlığı etkileyen tüm faktörleri içeren Sağlığın Ticari Belirleyicileri vardır. Sağlığın ticari belirleyicileri ülkenin ekonomipolitik yapısına dayanmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, küresel ekonomik ve politik sistemler kadar hükümetlerin düzenleyici yaklaşım ve politikaları ile hükümetler ve özel sektör arasındaki güç ilişkisinin dinamikleri de Sağlığın Sosyal ve Ticari Belirleyicileri çerçevesinde önemli yer tutmaktadır.</p>
<p>Bunların arasında “nedenlerin nedeni” olarak sosyoekonomik bağlama yerleştirilen temel etkenler; dürüst kamu yönetimi, makroekonomik politikalar ve sosyal politikalardır. Bu yönden bakıldığında, biz sabit gelirlilerden kamu zoru ile kesilen artan oranlı bu adaletsiz vergiler artık bir Halk Sağlığı sorunudur. Çünkü bu planlı yoksullaştırma ve her ay gelirimizin biraz daha azalması beslenme, barınma sorunlarına neden olacak boyuta erişmiştir.</p>
<p>Nasıl ki pandemiyi, hiç kıymetleri bilinmemiş, hakları verilmemiş olsa da 506 arkadaşımızı kaybetme pahasına durdurduysak bu Sabit Gelirlilere uygulanan Artan Oranlı Vergi Adaletsizliğini de durduracağız!</p>
<p>Vergide Adalet diye bayrağı ilk açan DİSK başta tüm işçilerle, tüm kamu çalışanlarıyla; tüm sabit gelirlilerle, 30 yıllık emekleri gasp edilip yoksulluğa, sağlıksızlığa terk edilen emeklilerle birleşecek kazanacağız. Artık bir halk sağlığı sorununa dönüşen Bu Vergi Soygununu Durduracağız.  Kararlıyız, biz sağlıkçılar adaletsiz vergi sorununu çözeceğiz!</p>
<p>Birleşe birleşe kazanacağız! Bu vergi soygununu durduracağız!</p>
<p>Kurtuluş Yok Tek Başına</p>
<p>Ya Hep Beraber</p>
<p>Ya Hiç Birimiz</p>
<p>Bu adaletsiz ve eşitsiz vergi uygulamasına karşı her ay sabit kalmak koşuluyla en fazla %15 vergi kesinti oranlarının hayata geçirilmesini istiyoruz. Bunun için 27 haftadır yürüttüğümüz mücadelemizi sonuç alana dek devam ettirmede kararlıyız.</p>
<p>Tüm çalışanları ve emeğiyle geçinenleri, bu derin yoksullaşmaya, gelirde ve vergide dayatılan eşitsizliğe/adaletsizliğe karşı çıkmaya, her hafta çarşamba günleri sürdürdüğümüz hak alma mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz.</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/bursa-tabip-odasi-vergide-adalet-istiyoruz-2/">Bursa Tabip Odası: Vergide adalet istiyoruz!</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pala: &#8220;Hasta güvenliği tehdit altında&#8221;</title>
		<link>https://uluhaber.net/pala-hasta-guvenligi-tehdit-altinda/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=pala-hasta-guvenligi-tehdit-altinda</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 06:27:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıhan Pala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tele16haber.com/?p=8307</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye'de hasta güvenliği alanında yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “5 dakikada hasta bakılarak hasta güvenliği sağlanamaz, Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında gerçekleştirilen neoliberal sağlık reformları, ülkemizde hasta güvenliğini tehdit emektedir” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/pala-hasta-guvenligi-tehdit-altinda/">Pala: “Hasta güvenliği tehdit altında”</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>17 Eylül, Dünya Sağlık Örgütü’ne üye ülkeler tarafından hasta güvenliği konusunda kamuoyunun farkındalığını ve katılımını artırmak, küresel anlayışı geliştirmek ve üye devletler tarafından hasta güvenliğini teşvik etmek için “Dünya Hasta Güvenliği Günü” olarak kutlanmaktadır.</p>
<p>CHP Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Profesörü Dr.Kayıhan Pala, Dünya Hasta Güvenliği Günü’nde ülkemizdeki sağlık hizmeti sunumunun temel koşullarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye&#8217;de hasta güvenliği alanında yaşanan sorunlara dikkat çeken Pala, “5 dakikada hasta bakılarak hasta güvenliği sağlanamaz, Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında gerçekleştirilen neoliberal sağlık reformları ülkemizde hasta güvenliğini tehdit emektedir” dedi.</p>
<p><strong>Önce zarar verme!</strong></p>
<p>&#8220;Önce zarar verme&#8221; sağlık hizmetlerinin en temel ilkesidir. Sağlık hizmetlerinden yararlanma esnasında hiç kimse zarar görmemelidir; sağlık hizmeti nedeniyle verilebilecek zararın insani, ahlaki, etik ve ekonomik etkileri vardır.</p>
<p>Güvensiz tıbbi bakım, her on hastadan birinin zarar gördüğü önemli bir küresel halk sağlığı sorunudur; bunların en azından yarısı önlenebilir niteliktedir ve her yıl milyonlarca ölüme ve önemli ekonomik maliyetlere yol açar. Güvensiz tıbbi bakımın yükü, hasta zararının ve ilişkili ölümlerin çoğunun meydana geldiği düşük ve orta gelirli ülkeleri daha fazla etkiler.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre küresel olarak her 10 hastadan yaklaşık 1&#8217;i sağlık hizmetleri sunumu sırasında zarar görüyor ve bu nedenle her yıl 3 milyondan fazla ölüm gerçekleşiyor. Zararın yüzde 50&#8217;sinden fazlası önlenebilir; bu zararın yarısı ilaçlara atfediliyor. İlaçlarla ilgili zarar, sağlık hizmetlerindeki her 30 hastadan 1&#8217;ini etkiler ve bu zararın dörtte birinden fazlası ciddi veya yaşamı tehdit edici olarak kabul edilir.</p>
<p>Hasta güvenliği konusunda veriye dayalı değerlendirme yapmanın zorluğu on yıllardır sürüyor. Bazı tahminler, 10 hastadan 4&#8217;ünün birinci basamakta ve ayakta tedavi ortamlarında zarar gördüğünü, bu zararın yüzde 80&#8217;inin önlenebileceğini öne sürüyor. Önlenebilir hasta zararına yol açabilecek yaygın olumsuz olaylar arasında ilaç hataları, güvenli olmayan cerrahi prosedürler (sağlık hizmetlerindeki önlenebilir hasta zararının yüzde 10&#8217;u cerrahi ortamlarda bildirilmiştir), sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonlar, tanı hataları, hasta düşmeleri, bası yaraları, hastanın yanlış tanımlanması, güvenli olmayan kan nakli ve venöz tromboembolizm yer alıyor.</p>
<p><strong>Hasta güvenliği</strong></p>
<p>“Hasta Güvenliği” temel olarak “Hastalara gelebilecek zararın önlenmesi” biçiminde tanımlanmıştır. Kavramın hataların önlenmesi, meydana gelen hatalardan ders çıkarılması ve sağlık hizmeti sunumunun sağlık çalışanları, sağlık kuruluşları ve hastaları içeren bir güvenlik kültürü üzerine kurulmasının sağlanması olmak üzere üç temel boyutu vardır.</p>
<p>Hasta güvenliğinin başat olduğu sağlık sistemlerinde, sağlık hizmetlerindeki riskler sürekli ve sürdürülebilir bir şekilde düşürülür, hata olasılığı ve önlenebilir zararın oluşumu azaltılır, zarar oluştuğunda etkisini azaltan prosedürler ve süreçler devreye girer, teknolojiler ve çalışma ortamları uygun hale getirilir ve tüm bunları kapsayan bir kültür oluşturulması için çaba harcanır.</p>
<p><strong>Hasta güvenliğinin ilk koşulu hastaya yeterli zaman ayırmaktır!</strong></p>
<p>Hasta güvenliğinin sağlanabilmesinin ilk koşulu, hastaya sağlık kuruluşuna başvurduğu andan itibaren yeterli zamanın ayırılabilmesidir. Hekim, tanı koyma süreci sırasında hastasını tanımak (Yaş, meslek, çevresel etkilenimler vb.), yakınmalarını dinlemek, özgeçmişi ile soy geçmişini öğrenmek ve fiziksel muayene yapabilmek için yeterince zamana sahip olmalıdır. Fiziksel muayene, hastanın elle yapılan gözlemsel muayenesidir. Hekim hastanın tavrını, duruşunu, sıkıntı düzeyini ve sağlık sorununun anlaşılmasına katkıda bulunabilecek diğer belirtileri gözlemler. Fiziksel muayene, yalnızca hastanın var olan yakınmalarıyla ilgili olduğundan kuşku duyulan bölümlerini değil, vücudun birçok bölümünün gözlem, muayene ve analizini içerebilir. Dikkatli bir fiziksel muayene, hekimin tanı sürecindeki sonraki adımları belirlemesini sağlar, gereksiz tanı testlerini ve böylece hastanın gereksiz bir risk almasını önleyebilir ve hasta ile güven oluşturmaya yardımcı olabilir. Hekimin ilk muayene sırasında hastaya ayırması gereken sürenin 20 dakika kadar olduğu bilinmektedir. Bu süre, çocuk sağlığı ve hastalıkları ile psikiyatri gibi bazı uzmanlık alanlarında biraz daha uzundur.</p>
<p>Ülkemizde ise Sağlıkta Dönüşüm Programının etkisiyle gün geçtikçe hastaya ayırılan zaman azaltılmaktadır. Bazı hastanelerde hastalara 5 dakikada bir randevu verilmesi maalesef artık olağanlaştırılmış durumdadır. 5 dakikada hasta muayenesi olamaz! 5 dakikada yapılan işlemler doğru tanı koyma sürecini olumsuz etkiler ve hasta güvenliğini tehdit eder!</p>
<p>Ülkemizde güvensiz hasta bakımı nedeniyle yol açılan zararlara ve ölümlere ilişkin herhangi bir veritabanı bulunmamaktadır. Ancak sağlık çalışanlarının bütün özverili çabalarına karşın, 5 dakikada hasta bakmak zorunda kalmak, depreme dayanıksız sağlık kuruluşlarında ve/veya uzun saatler boyunca çalışmak gibi ağırlıklı olarak sağlık sisteminden kaynaklanan sorunlar nedeniyle, hasta güvenliğinin bütünüyle sağlanamadığı durumlar olduğu ve sağlık hizmeti sunumu sürecinde bazı zararların verildiği bilinmektedir.</p>
<p>Hasta güvenliğinin sağlanabilmesi için kamucu, eşit, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir sağlık sistemine duyulan gereksinimi bir kez daha dile getiren ve sağlık sisteminin iyi yönetilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Pala; ”Özellikle son yıllarda yaşanan; depremde hastanelerin yıkılarak hasta ve sağlık çalışanlarının hayatını yitirmesi, diyaliz merkezinde hastaların hayatını kaybetmesi, hastaneleri su basması, hastane tavanının çökmesi, bazı ilaçlara erişilememesi ve sağlıkta şiddet nedeniyle sağlık çalışanlarının mesleğe yabancılaşması gibi Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerinin piyasalaştırmaya odaklanan sağlık politikalarının sağlık hizmetlerindeki olumsuz sonuçları, hasta güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerinin sağlık politikaları hasta güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Hasta güvenliğiyle ilgili sorunların çözümü için ayrıntılı araştırmalar yapılması ve kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirten CHP’li Pala, sağlık sisteminin yeniden yapılandırılması ve iyi yönetilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/pala-hasta-guvenligi-tehdit-altinda/">Pala: “Hasta güvenliği tehdit altında”</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayıhan Pala&#8217;dan Yusuf Tekin&#8217;e: Nitelikli eğitime erişimde fırsat eşitliği yok!</title>
		<link>https://uluhaber.net/kayihan-paladan-yusf-tekine-nitelikli-egitime-erisimde-firsat-esitligi-yok/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kayihan-paladan-yusf-tekine-nitelikli-egitime-erisimde-firsat-esitligi-yok</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2024 17:36:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yerel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıhan Pala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tele16haber.com/?p=7481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Milletvekili Prof.Dr. Kayıhan Pala; okulların açılmasıyla birlikte, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e verdiği soru önergesi ile Türkiye'deki eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu bazı sorunları bir kez daha gündeme getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/kayihan-paladan-yusf-tekine-nitelikli-egitime-erisimde-firsat-esitligi-yok/">Kayıhan Pala’dan Yusuf Tekin’e: Nitelikli eğitime erişimde fırsat eşitliği yok!</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün okullar, eğitim sürecindeki nitelik düşüklüğü ile öğrenci, öğretmen ve dersliklerin iller arasında dağılım eşitsizlikleri gibi büyük sorunlarla açılıyor.</p>
<p>Eğitim, bilgi ve beceri edinmenin yanı sıra değerler ve eleştirel düşünmeyle ilgili bir süreç olmasına karşın Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından benimsenen politikalar, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini ve eleştirel düşünmeyi yok sayan bir eğitim sistemini topluma dayatıyor.</p>
<p>OECD&#8217;nin 2022 yılındaki Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı&#8217;nın öğrencilerin karmaşık problemleri ne kadar iyi çözebildiğini, eleştirel düşünebilme düzeyini ve ne kadar etkili bir şekilde iletişim kurabildiğini araştıran ve eğitim sistemlerinin öğrencileri gerçek yaşam zorlukları ile gelecekteki başarıya ne kadar iyi hazırladığına ilişkin fikir veren sonuçlarına göre; Türkiye matematik, fen ve okuma alanlarında OECD ortalamasının maalesef gerisinde kaldı. Türkiye’nin, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı&#8217;na katılan OECD ülkeleri arasında öğrencilerin yaşam memnuniyeti düzeyinin en düşük olduğu ülkelerden biri olması da dikkat çekiyor<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>!</p>
<p>Ülkemizde vatandaşların eğitim sistemi ve okullardan memnuniyeti de çok düşük düzeyde; memnuniyet oranı 2010 yılında yüzde 61 iken, bu oran 2020’de yüzde 27’ye geriledi<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Bu oran 2020 yılında OECD ülkeleri içerisinde en düşük memnuniyet oranıdır.</p>
<p>Bursa Milletvekili Prof.Dr. Kayıhan Pala; okulların açılmasıyla birlikte, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e verdiği soru önergesi ile Türkiye&#8217;deki eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu bazı sorunları bir kez daha gündeme getirdi.</p>
<p>CHP’li Pala, yaptığı açıklamada; özellikle öğretmen başına düşen öğrenci sayısının yüksekliği ve eşitsizliği, nitelikli eğitime erişimle ilgili sorunlar ve eğitim sisteminin değişen dünyaya uyum sağlama zorluğu gibi kritik konulara dikkat çekti.</p>
<p>Pala; &#8220;Eğitim kurumlarında öğretmenin her bir öğrencisiyle etkileşime geçebilmesi ve öğrencisine bireysel ilgi göstermesi, nitelikli eğitimin önemli bir bileşenidir. Öğretmenler nitelikli eğitimin sağlanmasında çok önemli bir rol oynadıklarından, “öğretmen başına düşen öğrenci sayısı” öğrenme sonuçlarının önemli bir belirleyicisidir ve bir eğitim sisteminin genel kalitesinin göstergelerinden biri olarak kabul edilir. Türkiye’de kamu eğitim kurumlarında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, OECD ülkeleri arasında en yükseklerden biri iken özel eğitim kurumlarında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı düşüktür. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı dışında, “derslik başına düşen öğrenci sayısı” da ülkemizde yüksektir ve iller arasında eşitsiz dağılım göstermektedir.” dedi. Milli Eğitim Bakanı Tekin’e konu hakkında soru önergesi veren Pala, önergesinde Milli Eğitim Bakanlığı istatistiklerini ortaya koyarak sorular sordu.</p>
<p><em>Prof. Dr. Kayıhan Pala’nın önergesi şöyle:</em></p>
<p>Bakanlığınız tarafından yayınlanan Milli Eğitim İstatistiklerine göre 2022/23 döneminde Türkiye’de ilkokul düzeyinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 18’dir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının yüksek olmasının yanı sıra iller arasında büyük bir eşitsizlik de söz konusudur. Örneğin öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Malatya’da 12, Ardahan ve Zonguldak’ta 13 iken Tekirdağ, Bursa, Kocaeli, Adana, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak’ta 20, Kilis’te 21, İstanbul’da 22, Gaziantep’te 24 ve Şanlıurfa’da 26’dır.</p>
<p>Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı dışında, “derslik başına düşen öğrenci sayısı” da ülkemizde yüksektir ve iller arasında eşitsiz dağılım göstermektedir. Bakanlığınız tarafından yayınlanan Milli Eğitim İstatistiklerine göre 2022/23 döneminde Türkiye’de (ilkokul+ortaokul) toplamında derslik başına düşen öğrenci sayısı 23’tür. Derslik başına düşen öğrenci sayısının çok yüksek olmasının yanı sıra iller arasında büyük bir eşitsizlik de söz konusudur. Örneğin derslik başına ortalama öğrenci sayısı Gümüşhane ve Ardahan’da 12, Rize’de 15 iken Ankara’da 21, Bursa, Adana ve Mersin’de 27, İstanbul’da 29, Gaziantep’te 30 ve Şanlıurfa’da 31’dir. Bu bağlamda;</p>
<ol>
<li>Bakanlığınızın iller arasındaki eğitimde fırsat eşitsizliklerini, bu eşitsizliklere yol açan nedenleri ve bu eşitsizliklerin yurttaşların hayatındaki sonuçlarını ele alan herhangi bir raporu var mıdır?</li>
<li>İllerde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ve/veya derslik başına düşen öğrenci sayısının fazlalığı ile özel okul sayısı ve özel okullarda okuyan öğrenci sayısı arasında bir ilişki var mıdır?</li>
<li>Bakanlığınızın iller arasında kamu okullarında öğretmen başına düşen öğrenci sayısındaki yüksekliği ve eşitsizliği azaltmak için herhangi bir eylem planı var mıdır?</li>
<li>Bakanlığınızın iller arasında kamu okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısındaki yüksekliği ve eşitsizliği azaltmak için herhangi bir eylem planı var mıdır?</li>
</ol>
<p>&#8230;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> PISA 2022 Results (Volume I and II) &#8211; Country Notes: Türkiye, <a href="https://www.oecd.org/en/publications/pisa-2022-results-volume-i-and-ii-country-notes_ed6fbcc5-en/turkiye_d67e6c05-en.html">https://www.oecd.org/en/publications/pisa-2022-results-volume-i-and-ii-country-notes_ed6fbcc5-en/turkiye_d67e6c05-en.html</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> OECD (2021), Government at a Glance 2021, OECD Publishing, Paris, <a href="https://doi.org/10.1787/1c258f55-en">https://doi.org/10.1787/1c258f55-en</a>.</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/kayihan-paladan-yusf-tekine-nitelikli-egitime-erisimde-firsat-esitligi-yok/">Kayıhan Pala’dan Yusuf Tekin’e: Nitelikli eğitime erişimde fırsat eşitliği yok!</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
