<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dr. Şenol Çarık - Uluhaber.Net</title>
	<atom:link href="https://uluhaber.net/author/senolcarik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://uluhaber.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 Dec 2025 14:17:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://uluhaber.net/wp-content/uploads/2024/10/cropped-512x512-1-32x32.png</url>
	<title>Dr. Şenol Çarık - Uluhaber.Net</title>
	<link>https://uluhaber.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İki kitap, birçok dünya…</title>
		<link>https://uluhaber.net/iki-kitap-bircok-dunya/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iki-kitap-bircok-dunya</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 14:17:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=15058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün iki kitaba değineceğim. İlki, iletişim hocaları Dr. Bengü Başbuğ ve Dr. Cangül Akdaş’ın ortak çalışması; ‘Yeni Medyanın Anatomisi’. Gazeteci-yazar Olcay Bağır’ın geçmişle bugünü birbirine bağlayan kültürel bir köprü niteliğindeki kitabı ‘Çukurova Masalları’ da diğeri… DİJİTAL İLETİŞİM ÇAĞININ KODLARI: YENİ MEDYANIN ANATOMİSİ Modern zamanlarda her şey o kadar hızlı ki!.. İçinde yaşadığımız döneme dijital çağ ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/iki-kitap-bircok-dunya/">İki kitap, birçok dünya…</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün iki kitaba değineceğim. İlki, iletişim hocaları Dr. Bengü Başbuğ ve Dr. Cangül Akdaş’ın ortak çalışması; ‘Yeni Medyanın Anatomisi’. Gazeteci-yazar Olcay Bağır’ın geçmişle bugünü birbirine bağlayan kültürel bir köprü niteliğindeki kitabı ‘Çukurova Masalları’ da diğeri…</p>
<p><strong>DİJİTAL İLETİŞİM ÇAĞININ KODLARI: YENİ MEDYANIN ANATOMİSİ</strong></p>
<p>Modern zamanlarda her şey o kadar hızlı ki!.. İçinde yaşadığımız döneme dijital çağ ya da teknolojik çağ; ne denirse densin, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, sürekli yenilendiği ortada&#8230;</p>
<p>Yazılı çağın insanıyla dijital çağın insanı birbirinden ayrı özelliklere sahip. ‘Global Village’ (Küresel Köy) kavramını iletişim alanına kazandıran Marshall McLuhan, yazılı kültürün insanların bireyselleşmesine sebep olduğunu, insanları birbirinden uzaklaştırarak bilinçlerinin yok olmasına neden olduğunu dile getirmiştir. McLuhan’a göre; içinde olduğumuz elektronik çağ insanların yeniden bilinçlenmesine olanak sunacaktır…</p>
<p>Medya da dijital dünya içerisinde evrilmekte ve ‘Yeni Medya’ haliyle var olmaktadır. İletişim hocaları Dr. Bengü Başbuğ ve Dr. Cangül Akdaş değişen kavramlar ve pratiklerden yola çıkarak ‘Yeni Medyanın Anatomisi’ni hazırladılar (Urzeni Yayıncılık)&#8230;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://i.12punto.com.tr/Archive/2025/11/9/130528874-yeni-medya-anatomisi.jpeg" width="592" height="348" /></p>
<p>Kitap, güç düğmesine basıldığında açılan dijital dünyanın temel yapısını açıklayarak modern çağın ‘susam kapısı’nı ve ‘tavşan deliği’ni okura sunuyor…</p>
<p>‘Açıl susam açıl’ diyerek gizli hazinelerin saklı olduğu kapıyı açan ‘Ali Baba ve Kırk Haramiler’deki ‘Ali Baba’ benzeri veya merakının peşinden ‘Harikalar Diyarı’na tavşan deliğinden atlayan ‘Alice’ misali bizler de güç düğmesine barak görünmez bir eşiği aşıyoruz…</p>
<p>O küçük simge, bizi verinin, ışığın ve hayalin iç içe geçtiği sınırsız bir evrene davet ediyor. Yeni medya ve dijital iletişim arasındaki organik bağları ve ekranları canlandıran, görünmeyeni harekete geçiren dinamikleri çözümlemeyi hedefleyen çalışma, bütün cihazlarda yer alan güç düğmesi gibi sade ama etkili bir yaklaşımla dijital çağın damarlarına, sinir uçlarına ve kolektif hafızasına yönelmekte.</p>
<p>Günümüzde artık parmak ucumuzla dijital dünyanın kapısını çalıyor, sanal aleme giriyoruz. Bir tek dokunuş ile bir yandan anlatıcı bir yandan da kahraman olarak hikâyenin içine yerleşiyoruz.</p>
<p>Kitap, güç düğmesine basmanın zamanının geldiğini söylüyor okura…</p>
<p><strong>KÜLTÜREL BİR KÖPRÜ: ÇUKUROVA MASALLARI</strong></p>
<p>Gazeteci-yazar Olcay Bağır’ın yeni çıkardığı ‘Çukurova Masalları’&#8230; Kara Karga Yayınları’nın ‘Dünya Masalları Serisi’ içinde yer alan bu çalışma, bölgenin sözlü kültüründen derlenen anlatıları edebi bir forma kavuşturuyor.</p>
<p>Bereketli toprakların, rüzgârla taşınan söylencelerin, kadim düşüncelerin ve çocukluk hatıralarının coğrafyası Çukurova. Nehirlerin mırıltısında, kavurucu yazın sıcağında ve pamuk tarlalarının sessizliğinde bir masal hep var olmuştur. Çukurova Masalları, işte bu unutulmuş masalları yeniden gün ışığına çıkarıyor; sadece çocuklara değil, hayal kurmayı unutan yetişkinlere de sesleniyor.</p>
<p>Çukurova, sadece tarımın, güneşin ve pamuğun değil; aynı zamanda sözcüklerin, hikâyelerin ve sabrın da toprağı&#8230; Yaşar Kemal’in destansı anlatılarını, Orhan Kemal’in emekçilerin nabzını tutan öykülerini, Karacaoğlan’ın halk diliyle yoğrulmuş şiirini, Abidin Dino’nun resimlerinde yankılanan o eşsiz coğrafyayı besleyen şey bu topraklar&#8230; Yaşanılan yer insanıyla, doğasıyla, söylencesiyle yazarını yoğurur, ozanını biçimlendirir. Çukurova Masalları da işte o köklü kültürel damarların bugüne taşınmış bir yankısı gibi… Bağır’ın kaleminde masallar, yeniden kendi toprağına kavuşuyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i.12punto.com.tr/Archive/2025/11/9/130718561-cukurova-masallari.jpeg" width="809" height="476" /></p>
<p>Yazar kitapta, sadece derleyen değil; masallara kendi sesini katan bir anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Her masal, hem bir halk anlatısının izini taşıyor hem de edebi bir dokunuşla yeniden nefes alıyor sanki.</p>
<p>&#8216;Şahmaran’dan &#8216;Yedi Uyurlar’a, &#8216;Anavarza Kalesi’nden &#8216;Kızkalesi’ne uzanan efsaneler, &#8216;Zümrüdüanka&#8217; kuşunun gölgesinde yeniden can buluyor…</p>
<p>Çukurova Masalları, Anadolu’nun en zengin kültürel damarlarından birini yeniden akıtan, hem nostaljik hem yenilikçi bir edebiyat eseri. Masalların unutulduğu bir çağda, Olcay Bağır onları sadece hatırlatmıyor, yeniden yaşatıyor.</p>
<p>Geçen yıl ‘Sine Sözlük’ kitabını yayınlayan ve büyük ilgi göre yazarın yeni kitabının da elde ele dolaşacağını umuyorum.</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/iki-kitap-bircok-dunya/">İki kitap, birçok dünya…</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KKTC&#8217;de kritik seçim</title>
		<link>https://uluhaber.net/kktcde-kritik-secim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kktcde-kritik-secim</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 12:01:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=13816</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Kasım 1983’te kuruluşunu ilan eden, ancak bugüne kadar yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 11. Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Kıbrıs Türk halkı, 19 Ekim Pazar günü sandığa gidecek… (217 bin 56 seçmen 777 sandıkta oy kullanacak) Seçimin en güçlü adayı mevcut KKTC Cumhurbaşkanı ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı Ersin Tatar. UBP ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/kktcde-kritik-secim/">KKTC’de kritik seçim</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Kasım 1983’te kuruluşunu ilan eden, ancak bugüne kadar yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 11. Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Kıbrıs Türk halkı, 19 Ekim Pazar günü sandığa gidecek… (217 bin 56 seçmen 777 sandıkta oy kullanacak)</p>
<p>Seçimin en güçlü adayı mevcut KKTC Cumhurbaşkanı ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) adayı Ersin Tatar. UBP ile Demokrat Parti (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP)’nin oluşturduğu ‘Sağduyu Mutabakatı’ tarafından desteklenen Tatar, ikinci dönemde ‘egemen eşitlik’ ve ‘iki devletli çözüm modeli’ politikalarının emin adımlarla sürdürüleceğini dile getiriyor.</p>
<p>Öne çıkan diğer aday ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)’nin Genel Başkanı Tufan Erhürman. Onu da Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) destekliyor.</p>
<p>Bağımsız aday akademisyen Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, UBP-CTP dışında üçüncü bir yol seçeneğiyle yola çıktığını belirtiyor.</p>
<p>Diğer adaylar ise şöyle: Kıbrıs Sosyalist Partisi’nin adayı Osman Zorba, bağımsız aday Arif Salih Kırdağ, bağımsız aday İbrahim Yazıcı, bağımsız aday Ahmet Boran ve bağımsız aday Hüseyin Gürlek.</p>
<p>Önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde (18 Ekim 2020 tarihindeki ikinci tur) Ersin Tatar oyların yüzde 51,74’ini alarak KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı olmuştu. Diğer aday Mustafa Akıncı ise yüzde 48,26 oy almıştı.</p>
<p>Hatırlayalım; Kıbrıs Türkünün özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin simge isimlerinden, KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 1985’de yapılan ilk seçimin (Yüzde 70,2 oy aldı) ardından 2005 yılına kadar yapılan tüm seçimleri kazanarak bu görevi sürdürmüştü. 2005’de federasyonu savunan CTP lideri Mehmet Ali Talat, 2010’da bağımsız KKTC devletini ve iki devletli çözümü savunan UBP lideri Derviş Eroğlu, 2015’te federasyon yanlısı CTP-BG ve TDP’nin desteklediği Mustafa Akıncı Cumhurbaşkanı seçilmişlerdi. 11 Ekim 2020 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda bağımsız olarak yarışan iki isim olan; eski Başbakan Yardımcısı ve eski DP lideri Serdar Denktaş ile Halkın Partisi Partisi lideri ve eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özarsay şu ana kadar adaylıklarını açıklamadılar. Bu isimlerin aday olup olmayacakları ve kimi destekleyecekleri merak ediliyor.</p>
<p>Görünen o ki 19 Ekim 2025 Pazar günkü yarışın Ersin Tatar ve Tufan Erhürman arasında geçmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>KKTC’NİN GELECEĞİ…</strong></p>
<p>Türkiye’nin de desteklediği adada iki devletli çözümü savunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, geride kalan sürede KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye yapılması gibi diplomatik bir başarıyı elde etmesi oldukça önemli. Öte yandan kimi Türk devletlerinin Kıbrıs Rum Kesimi ile Büyükelçilik düzeyinde diplomatik ilişki kurması ise olumsuz bir gelişme olarak belirmiştir.</p>
<p>Kıbrıs Türk halkının, asla devletsiz ve Cumhuriyetsiz bırakılmayacağını, bu onurlu mücadelenin hep birlikte sürdürüleceğini belirten Ersin Tatar, “Devletimize ve halkımıza sadakatle bağlıyız. Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle, Mavi Vatan&#8217;ın kalbinde yer alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni daha müreffeh bir geleceğe taşımak en büyük hedefimizdir” görüşlerini paylaşıyor.</p>
<p>Federasyon modeline karşı olan Tatar, tek egemenliğe ve Türkiye’nin garantörlüğünün son bulmasına karşı, egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözümden yana bir lider olan Tatar, seçimin en güçlü adayı.</p>
<p>Diğer aday CTP lideri Tufan Erhürman ise Mehmet Ali Talat-Mustafa Akıncı çizgisindeki siyasetin temsilci. Adada federasyondan yana olan Erhürman, aslen hukukçu. Erhürman, 5 yıl önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aday olmuş, ilk turda yüzde 21,7 oy almıştı.</p>
<p><strong>‘MAVİ VATAN’IN KALBİ…</strong></p>
<p>Adada eşit statülü ve iki devletli bir yapının kabul edilmesi, KKTC’nin tanınması konusunda diplomasi başta olmak üzere her alanda daha etkili bir mücadele yürütülmesi gerekliliği ortadadır. Bölgemizde yaşanan gelişmelerle birlikte, özellikle Doğu Akdeniz’de güçlü olmanın yolu Kıbrıs’a sahip çıkmaktan geçmektedir. Konumundan ötürü merkezi bir noktada bulunan; tarihi, siyasi, jeopolitik, stratejik ve ekonomik yönüyle dikkat çeken Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, enerji kaynakları ile de emperyalist ülkelerin iştahını kabartmaktadır. Buradaki güç mücadelesi küresel güçlerin de meselelere müdahil olmasıyla başka boyutlara taşınmaktadır.</p>
<p>569 deniz mili uzunluktaki kıyısı ile Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ülke olan Türkiye’nin, uluslararası alanda yaşanan gelişmeler ve yapılan kimi hatalara rağmen bölgede son dönemde etkinliğini artırdığı gözlenmektedir.</p>
<p>E. Amiral Cem Gürdeniz’in isim babası olduğu ‘Mavi Vatan doktrini’ ile birlikte Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından Doğu Akdeniz’de daha etkin bir rol almaya başladığı görülmektedir.</p>
<p>Kıbrıs’ın buradaki önemi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı ve jeopolitik konumu da her geçen gün daha net bir şekilde anlaşılmaktadır.</p>
<p>KKTC’de 19 Ekim 2025 Pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi bir de bu açıdan değerlendirmek ve bu gözle okumak daha da önem kazanmaktadır…</p>
<p><strong>Kitap önerisi:</strong> Doğu Akdeniz’de Rekabet &#8211; Savunma Diplomasi Enerji (Der: Şenol Çarık)</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/kktcde-kritik-secim/">KKTC’de kritik seçim</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devlet Plânlama Teşkilatı neden ve nasıl kurulmuştu?</title>
		<link>https://uluhaber.net/devlet-planlama-teskilati-neden-ve-nasil-kurulmustu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=devlet-planlama-teskilati-neden-ve-nasil-kurulmustu</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Jul 2025 09:44:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=13319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomi verilerini ve ekonomideki gidişata ilişkin değerlendirme ve yorumları ne zaman okusam aklıma Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gelir. Plânlamanın, plânlı kalkınmanın önemine olan ihtiyaçtan aynı zamanda DPT’nin sık sık hatırlanması… Ülkemizin iktisadi ve toplumsal kalkınmasını daha da ileriye taşımak için 1960-2011 arasında faaliyette bulunan DPT neden ve nasıl kurulmuş, yıllar içinde nasıl bir değişim ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/devlet-planlama-teskilati-neden-ve-nasil-kurulmustu/">Devlet Plânlama Teşkilatı neden ve nasıl kurulmuştu?</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomi verilerini ve ekonomideki gidişata ilişkin değerlendirme ve yorumları ne zaman okusam aklıma Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gelir. Plânlamanın, plânlı kalkınmanın önemine olan ihtiyaçtan aynı zamanda DPT’nin sık sık hatırlanması… Ülkemizin iktisadi ve toplumsal kalkınmasını daha da ileriye taşımak için 1960-2011 arasında faaliyette bulunan DPT neden ve nasıl kurulmuş, yıllar içinde nasıl bir değişim ve dönüşüm göstermişti? Hatırlayalım…</p>
<p>DPT, 27 Mayıs’ın ardından, 30 Eylül 1960’da çıkarılan 91 Sayılı Kanunla kurulur. Plânlama teşkilatının kuruluş düşüncesi, liberal bir ekonomi politikası izleyen DP iktidarının son döneminde gelişmiştir.<br />
Plânlamanın merkezi, bir bakıma ‘beyni’ olan DPT’nin kuruluşunda görevleri ve amaçları şu şekilde ifade edilmiştir: Ülkenin doğal, toplum sal ve ekonomik bütün kaynaklarını ve olanaklarını saptamak. İzlenecek olan toplumsal ve ekonomik politikaları ve hedefleri belirlemek, hükümete bu yönde yardımcı olmak. Bakanlıklar arasında ekonomik konularda koordinasyon sağlamak ve ilgili önerilerde bulunmak. Hükümetçe belirlenen hedeflere yönelik plânlar hazırlamak; plânların uygulanması aşamasında ilgili kurum ve kuruluşlara gereken önerilerde bulunmak, plânın uygulanışını izlemek ve gerektiğinde değişiklikler yapmak. Özel sektörün etkinliklerini plan hedef ve amaçları yönünde teşvik ve düzenleyecek önerilerde bulunmak.</p>
<p><strong>DENGELİ İKTİSADİ KALKINMA</strong></p>
<p>Uzun vadeli ve yıllık plânlar hazırlama göreviyle yükümlü olan ve 1963 yılından itibaren üç beş yıllık plân hazırlayan DPT’nin ilk müsteşarı Osman Nuri Torun’dur. Toplumcu eğilimlere sahip bu kadrolar, hazırladıkları 1963-67 yıllarını kapsayan ilk ‘Beş Yıllık Kalkınma Plânı’ metnini dengeli bir iktisadi kalkınma plânı olarak hazırlamışlardır. ‘İktisadi kamu teşebbüsleri’, ‘konut sorunu’, ‘sosyal hedefler’, ‘finansman’ en önemli hususlar olmuştur. Büyük tartışmalara neden olan metin çeşitli değişikliklerin ardından kabul edilir. Sonra sırasıyla; Ziya Müezzinoğlu, Mehduh Aytür, Orhan Çapcı gibi isimler Müsteşar olarak görev yapar. Daha sonra 1967 yılı Ocak ayında başında, Türkiye’nin neoliberal sisteme entegrasyonunun adımı olan 24 Ocak 1980 Kararları’nın mimarı Turgut Özal, DPT’nin başına geçer. Nisan 1971’e dek bu görevi sürdürür. Demirel’in başbakanlığındaki bu dönemde hazırlanan ‘İkinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı’nda hür teşebbüse geniş teşvik olanakları sunulmuştur. Büyüme hızının üzerinde daha çok durulmuştur. Tarım ve sanayinin dengeli biçimde gelişimi eğilimi yerine, sanayinin ekonominin itici gücü olması öngörülmüştür. Öte yandan iktisadi istikrar, bunu da mali istikrar ile dış ödemeler dengesi oluşturmuştur. Hedefler arasında; ihraç sanayisinin gelişimi ve ihracat gelirlerinin yükseltilmesi de yer almış, yatırım malları üretimi öncelikler arasında alınmıştır.</p>
<p>Hocaların hocası Prof. Dr. Korkut Boratav, 1963 yılından itibaren uygulanan üç beş yıllık plânın, plânlama yöntemleri ve plân uygulaması üzerine bütün haklı eleştirilere rağmen, yatırım politikaları üzerinde belirleyici olduğunu belirtmiştir. Kamu yatırımları beş yıllık plânlar doğrultusunda belirlenen yıllık programlarla uyumlu olmak zorundaydı. Özel yatırımların da kimi desteklerden faydalanabilmek için DPT’nin ya da yatırım projelerinin plân amaçlarına uygun olup olmadığını denetlemekte olan kamu kuruluşlarının tasdikine gereksinimi bulunmaktaydı. Ekonominin yatırım politikalarıyla saptanan uzun vadeli kaynak tahsisleri önemli derecede plân hedeflerine göre belirlenmiştir.</p>
<p><strong>NEOLİBERAL RÜZGÂR…</strong></p>
<p>DPT, 1980’deki askeri darbe sonrasında hazırlanan 1982 Anayasası’nda ‘Sosyal ve Ekonomik Hükümler’ başlığı altında yer almıştır. Turgut Özal’ın başında olduğu ANAP iktidarı eliyle yürüyen serbest pazar ekonomisiyle sürdürülen sosyal değişim, ülkedeki kalkınma fikrine ve piyasalara direkt müdahale sürecine dek devam eden evrenin de ilk adımlarını atmıştır. DPT de bu rüzgârdan nasibini almıştır.</p>
<p>1990’lara gelindiğinde DPT’nin KHK’larla uluslararası kurum ve kuruluşlarla iş birliğine gitmesine dönük düzenlemeler yapılması kararlaştırılmıştır. Bu süreçte ‘Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Plânı’ yürürlüğe konulmuştur. İktisadi göstergeler ithalat-ihracat üzerinde yoğunlaşmıştır. “Toplumun refah seviyesini yükseltmek, rekabete açık bir toplum ve ekonomi ilkelerini uygulamaya koymak” olarak sıralanan plânda, 1990-93 arasındaki evrede mali politikalar, 1994 sonrasında ise yapısal reformlar uygulanmıştır.</p>
<p><strong>ADIM ADIM RAFA KALDIRILDI…</strong></p>
<p>1995-2000 yıllarını içeren dönemdeki plânda; “AB’ye üyelik hedefi ve Maastricht kriterlerine yasal ve kurumsal uyum, konuyla ilgili reformların, ekonomik ve sosyal dönüşüm” ifade edilmiştir. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda Avrupa Birliği’yle uyum sürecine işaret edilmiştir. ‘Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı’ sonrasında ise ‘Dokuzuncu Kalkınma Plânı’, AB programlama dönemine uyum için yedi yıl olarak düzenlenmek amacıyla TBMM’ye bir sene geç gönderilmiştir. DPT’nin hazırlamış olduğu uzun vadeli strateji plânına göre, “Küresel ölçekte rekabet edebilen&#8230; Avrupa Birliği uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye&#8230;” amaçlı program hedeflenmiştir. Küreselleşmenin bütün sektörlerde etkili olması da diğer öngörülerdendir.</p>
<p>AB’ye tam adaylık süreci ile kalkınma ajansları kurulması dönemi başlamıştır. DPT, bu ajansların stratejik koordinasyonunu yürütmüştür. Plânlı kalkınma rafa kaldırılmıştır. DPT adım adım plânlama görevini terk edip koordinatör rolünü üstlenmiştir. Ve sonrasında da ‘Kalkınma Bakanlığı’nın kuruluşu ile lağvedilmiştir.</p>
<p>Prof. Dr. Bilsay Kuruç, İlhan Kesici, Memduh Aytür, Kemal Cantürk,  Yusuf Bozkurt Özal, Kemal Madenoğlu, Yıldırım Aktürk gibi isimler de DPT Müsteşarı olarak görev yapmıştı&#8230;</p>
<p>Kısa, orta ve uzun vadeli plânlamaların hemen her alanda öneminin giderek arttığı bir dönemde; plânlı kalkınma, adil gelir dağılımı, vergi reformu, KİT’lerin yeniden örgütlenmesi, kamu kuruluşlarının idari yapılarının iyileştirilmesi, kalkınma bankacılığının kurulması, sermaye piyasasının yeniden örgütlenmesi, kooperatifçiliğin ilerletilmesi, iç pazarın tekrar örgütlenmesi benzeri birçok hususu gündemine almış olan DPT’ye bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç yok mudur?</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>&#8211; Korkut Boratav, Türkiye İktisat Tarihi 1908-2009, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara, 2012.</p>
<p>&#8211; Tevfik Çavdar, “Cumhuriyet Döneminde Türk İktisadi Düşüncesi”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt 4, s. 1074-1084, İletişim Yayınları, İstanbul, 1983.</p>
<p>&#8211; İlhan Tekeli ve Selim İlkin, Uygulamaya Geçerken Türkiye’de Devletçiliğin Oluşumu, Türkiye Belgesel İktisat Tarihi-2, Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2009.</p>
<p>&#8211; Cemal Mıhçıoğlu, “Devlet Planlama Örgütünün Kuruluş Günleri”, Prof. Dr. Fadıl H. Sur’un Anısına Armağan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Yayın No: 522, s.229-257, Ankara, 1983.</p>
<p>&#8211; Cumhuriyetin Ekonomi Politiği, Der: Şenol Çarık, Tarihçi Kitabevi, 2. Baskı, İstanbul, 2020.</p>
<p>-Osmanlıdan Günümüze Türkiye&#8217;de Siyasal Hayat, Yay. Haz: Gökhan Atılgan, Cenk Saraçoğlu, Ateş Uslu, Yordam Kitap, İstanbul, 2015.</p>
<p>https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/960/Devlet_Planlama_Teşkilati</p>
<p>https://www.ilhankesici.org/tr/medya/basin/devlet-planlama-teskilati-dpt-ugur-emek-karar</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/devlet-planlama-teskilati-neden-ve-nasil-kurulmustu/">Devlet Plânlama Teşkilatı neden ve nasıl kurulmuştu?</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘İletişimi anlamak insanı ve toplumunu anlamaktır’</title>
		<link>https://uluhaber.net/iletisimi-anlamak-insani-ve-toplumunu-anlamaktir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iletisimi-anlamak-insani-ve-toplumunu-anlamaktir</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 13:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=12940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazının başlığı iletişim biliminin önde gelen hocalarından Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın “İletişimi Anlamak” kitabından. Toplumu ve onu oluşturan insanı anlama gayretindeki bilimler arasında ve hatta kesişim noktasında bulunmaktadır İletişim. Var olan bireysel, toplumsal ilişkilerde de iletişim bir gereklilik değil kaçınılmazlık durumudur! Ve elbetteki “teknoloji”, “yeni teknoloji” ile birlikte iletişim araçları da değişmektedir. Sözünü ettiğimiz “yeni [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/iletisimi-anlamak-insani-ve-toplumunu-anlamaktir/">‘İletişimi anlamak insanı ve toplumunu anlamaktır’</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının başlığı iletişim biliminin önde gelen hocalarından Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın “İletişimi Anlamak” kitabından. Toplumu ve onu oluşturan insanı anlama gayretindeki bilimler arasında ve hatta kesişim noktasında bulunmaktadır İletişim.</p>
<p>Var olan bireysel, toplumsal ilişkilerde de iletişim bir gereklilik değil kaçınılmazlık durumudur!</p>
<p>Ve elbetteki “teknoloji”, “yeni teknoloji” ile birlikte iletişim araçları da değişmektedir. Sözünü ettiğimiz “yeni teknoloji” daha çok bugün kullandığımız araçları kapsamaktadır. “Yeni” tabiri elbette yaşanılan döneme özgüdür. Bugünün “yeni”si ile dünün “yeni”si ayrıdır. Radyonun hakim olduğu 1900’lü yılların ilk yarısı olan dönemin yeni teknolojisi radyoydu. Bu dönem bir diğer adıyla ‘Radyo Çağı’ydı. 1950 ve 60’larda ise yeni teknoloji’nin temsilcisi ‘televizyon’du.</p>
<p>İletişim araçlarını anlamanın, anlamlandırmanın insanı ve onun var olduğu toplumu anlamak olduğunu bir kez daha yineleyelim.</p>
<p>İletişim araçlarının gelişimi de iktisadi, sosyal, kültürel değişim, dönüşümle ilintilidir. Aynı zamanda bu durum, siyasal, kültürel ve iktisadi pazarların denetimi ihtiyacını da ortaya çıkarmıştır.</p>
<p>Yine bütün iletişim araçlarının gelişmesinde görüldüğü gibi internetin oluşumunda, şekillenmesinde, zaman içinde ilerlemesinde de kapitalist sistemin üretim tarz ve ilişkileri ile savaş teknolojilerinin geliştirilmesi amacı önemli yer teşkil etmektedir.</p>
<p>Öte yandan ‘yeni teknolojik araçlar’ faydaları ve zararları ile de tartışılmaktadır. Süratli değişim ve dönüşüm, süratli kullanım ve süratli atma sebepleriyle yeni teknolojilerin, giderek artmakta olan teknolojik çöplük dağlarına, kirlenen bir doğaya neden olduğu görüşü savunulmaktadır.</p>
<p>Faydalı etkiler ise özellikle insan yaşamının kolaylaşması, pratik çözümler ve iletişimin kolay ve süratli bir hale gelmesi gibi birçok örnek de eklenerek çoğaltılabilir. Ancak, çoğunlukla abartılı biçimde sunulduğu yönünde görüşler de yer almaktadır. Bu abartma durumunun ciddi bir bölümü geçersizdir, bir bölümü de ‘olabilirin’ ‘oluyor’ gibi yansıtılmasındandır. (Campbell, 2010; Chang, 2010; Splichal, 2009; Wallis, 2011).</p>
<p>Hangi görüşü savunursak savunalım, bir gerçeği ifade etmekte fayda var. “Bilişim teknolojileri bugün o kadar büyük boyutlara ulaşmıştır ki, evlerde kullanılan kişisel bilgisayarların işlem gücü, ilk insanı aya götüren bilgisayarlarınkinden daha yüksektir.” (Buick &amp; Jevtic, 1997: 80)</p>
<p>Teknolojiyi değerlendirme, toplumu anlama, yeni toplumsal sistemi kavrama noktasında teknolojiyi değerlendirme, toplum kapasitesini, yaşam koşulları ile yeni medya düzeninin toplumsal biçimlerinin belirlenişini de idrak için gerekmektedir.</p>
<p>Ve bu ilerlemenin ortasında zihnimize meşgul eden bir soruyu yüksek sesle düşünelim; bütün bu kitle iletişim araçları, mecralar, gelişmeler yalnızca insanlar için, insanlar sohbet edebilsin, mailler göndersin, internette sörf yapıp keyifli zaman geçirsin güzel vakit geçirsin diye mi?</p>
<p>Bu araçları ellerinde bulunduran, ikame eden ve yenileyenler iktisadi, sosyal ve kültürel olarak sevk ve idareyi de hedefliyorlar mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynakça: &#8211; Buick, J.; Jevtic, Z. (1997). Siber-Uzay, İstanbul, Milliyet Yayınları. &#8211; Campbell, S.t W.; N. Kwak (2010). Mobile Commu nication and Civic Life: Linking Patterns of Use to Civic and Political Engagement. Journal of Com munication, 60: 536-555. &#8211; Erdoğan, İrfan (1995). Uluslararası İletişim, İstanbul, Kaynak Yayınları. &#8211; Erdoğan, İrfan (2010). İletişimi Anlamak, Ankara, Erk Yayınları.</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/iletisimi-anlamak-insani-ve-toplumunu-anlamaktir/">‘İletişimi anlamak insanı ve toplumunu anlamaktır’</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küreselleşme ve medya emperyalizmi</title>
		<link>https://uluhaber.net/kuresellesme-ve-medya-emperyalizmi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kuresellesme-ve-medya-emperyalizmi</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 15:22:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=12780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küreselleşme, çokça konuşulan, tartışılan bir olgu. Sömürgeciliğin ya da emperyalizmin renk değiştirmiş bir hali. İnsanlığın birikimi/kaynaklarının hakimiyet ve gücü, mal ve hizmetlerin geniş pazarı… İletişim literatüründen yorumlayacak olursak, günlük yaşamın ‘Disneyleştirilmesi’. Hatta Amerikan kültürünün globalleşmesini açıklamak için şu tabirler de kullanılmaktadır:  ‘Disneyfication’, ‘Cocacolonization’, ‘McDonaldization’. ‘Disneyfication’ veya ‘Disneyisation’ kavramları, Walt Disney’in tema parkının ardından kurulmuş bulunan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/kuresellesme-ve-medya-emperyalizmi/">Küreselleşme ve medya emperyalizmi</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küreselleşme, çokça konuşulan, tartışılan bir olgu. Sömürgeciliğin ya da emperyalizmin renk değiştirmiş bir hali. İnsanlığın birikimi/kaynaklarının hakimiyet ve gücü, mal ve hizmetlerin geniş pazarı…</p>
<p>İletişim literatüründen yorumlayacak olursak, günlük yaşamın ‘Disneyleştirilmesi’.</p>
<p>Hatta Amerikan kültürünün globalleşmesini açıklamak için şu tabirler de kullanılmaktadır:  ‘Disneyfication’, ‘Cocacolonization’, ‘McDonaldization’.</p>
<p>‘Disneyfication’ veya ‘Disneyisation’ kavramları, Walt Disney’in tema parkının ardından kurulmuş bulunan ve ‘parkların tüketim kültürü içindeki konumunu tanımlamak, kültür ekonomisindeki değişimleri açıklamak, tüketim kültürünün getirdiği yeni mekân anlayışını betimlemek ve dünyanın birçok yerinde görülen bu yapılaşmayı’ belirtmek amacıyla” anlatmak için kullanılmıştır.</p>
<p>‘McDonaldization’ adından da anlaşılacağı üzere bir yeme alışkanlığına vurgu yapan kavramdır. Fast food tarzı yiyip içmenin gerekliliklerine göre bir topluluğun hayatını sürdürmesini anlatmaktadır. Çabuk tüketim esastır; hızlı, seri, ölçüttür… Anlık ihtiyaca yanıt vermesi açısından önemlidir.</p>
<p>Bu tarz beslenmenin iktisadi yapısının ilkeleri bellidir: Rantabl olması (verimli olması), hesaplanabilirlik, denetim ve tek biçim olması.</p>
<p>‘Cocacolonization’ ise yine adının çağrıştırdığı gibi kültürel globalleşme ile kitlenin Amerikan kültürünü ve alışkanlıklarını kabullenmesi durumudur. Bu kavram ilk defa Fransa’da 1949 yılında ortaya çıkmıştır. Soğuk Savaş döneminde Amerikan kültürünün Coca-Cola ile özdeşleştirilmesinin bir simgesi/sembolü olmuştur.</p>
<p>‘Sosyalizm’ tehlikesine karşı kola yoluyla Amerikan hayallerinin insanlığa pazarlanması amaçlanmıştır.</p>
<p>Bu süreçte medya, kültürün global biçimde oluşturulması,  türetilmesi ve nüfuz etmesi şeklinde eşine rastlanmamış bir tesirde bulunmuştur.</p>
<p>Medya pazarlarının serbest bir hal almasıyla birlikte yeni medya uygulamalarının çoğalması medya mülkiyetinde ‘yoğunlaşma’yı da getirmiştir.</p>
<p>İşte bu koşullarda ‘medya emperyalizmi’ tartışmaları başlamıştır. 1970’li yıllardan itibaren gelişmiş/kapitalist ülkelerin medya üzerindeki hakimiyeti gelişmekte olan ülkelerce tepki görmüştür.</p>
<p>Adına ister ‘globalleşme’ ister ‘küreselleşme’ ya da ‘Yeni Dünya Düzeni’ ne denirse densin tüm evrende kitle iletişim araçları (radyo, televizyon, haber ajansları, gazeteler, dergiler, sinema vb.) siyasi, sosyal, iktisadi, eğitim, kültür-sanat alışverişinin boyutunu oluşturmuştur.</p>
<p>Söz konusu uluslararası iletişim sisteminde uluslararası bilgi akış kanalları yeryüzüne biçimde dağılmıştır. Adına ‘dengesiz iletişim’ denilen bu durum, teknik ve teknolojik biçimlerden gelişmiş ülkelerden gelişmemiş ülkelere doğru enformasyon ve haber akışı bulunduğu hakikati üzerinden gerçekleşmektedir.</p>
<p>İşte bu noktada ‘küreselleşme’ hakim kültür ve zevkleri global bir aşamaya taşımakta ve yaygınlaştırmaktadır.</p>
<p>Ortaya çıkan bu tabloda tek taraflı bir işleyiş bulunmaktadır. Burada tek taraftan kastedilen kapitalist ülkelerden az gelişmiş ülkelere yönelik akıştır. Tek taraflı bir bilgi/enformasyon ve haber akışı hakim konumları yaratmakta ve bunları zamanla daha da güçlü hale getirmektedir.</p>
<p>Değişik kültürlerin ve üretimlerin aksine tek düze bir dünya algısına da zemin hazırlamaktadır bu tablo…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gazete: 12 punto</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/kuresellesme-ve-medya-emperyalizmi/">Küreselleşme ve medya emperyalizmi</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sakın ama sakın unutma!</title>
		<link>https://uluhaber.net/sakin-ama-sakin-unutma/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sakin-ama-sakin-unutma</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Apr 2025 13:58:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=12753</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıdada bizi bekleyen sorunlar…</title>
		<link>https://uluhaber.net/gidada-bizi-bekleyen-sorunlar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gidada-bizi-bekleyen-sorunlar</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2025 10:25:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=12665</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasal iletişim ve yoğun siyasal propaganda&#8230;</title>
		<link>https://uluhaber.net/siyasal-iletisim-ve-yogun-siyasal-propaganda/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=siyasal-iletisim-ve-yogun-siyasal-propaganda</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dr. Şenol Çarık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2025 14:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[kose-yazilari]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://uluhaber.net/?p=12434</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlığın tarihi kadar kadim olan bir unsur propaganda. Aynı zamanda da güncelliğini koruyan bir unsur. Belirli fikirlerin yeşermesini sağlama ve yayma hedefini taşımakta. Propaganda faaliyetlerine en ileri demokratik idarelerden en otoriter sistemlere dek tüm toplumlarda rastlanmakta. Bireylerin ve toplulukların ikna edilmesi, kazanılması ya da rızasının alınması hususunda önemli bir iletişim yöntemi. Kelime anlamına bakıldığında Latince, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://uluhaber.net/siyasal-iletisim-ve-yogun-siyasal-propaganda/">Siyasal iletişim ve yoğun siyasal propaganda…</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlığın tarihi kadar kadim olan bir unsur propaganda. Aynı zamanda da güncelliğini koruyan bir unsur. Belirli fikirlerin yeşermesini sağlama ve yayma hedefini taşımakta.</p>
<p>Propaganda faaliyetlerine en ileri demokratik idarelerden en otoriter sistemlere dek tüm toplumlarda rastlanmakta. Bireylerin ve toplulukların ikna edilmesi, kazanılması ya da rızasının alınması hususunda önemli bir iletişim yöntemi. Kelime anlamına bakıldığında Latince, “bahçıvanın taze bir bitkinin filizlerini yeni bitkiler üretmek amacıyla yeniden toprağa dikilmesi” manasına gelmekte olan “Propagare” kelimesinden alınmıştır.</p>
<p>İnsanlar günlük yaşantıları esnasında birçok propaganda uygulamasıyla karşılaşmakta. Özellikle siyaset arenasındaki aktörler, topluluklar üzerinde egemenlik sağlayabilmek için kitlelerle iletişim kurma zorunluluğuyla karşı karşıya. Siyasal süreç bir iletişim sürecidir çünkü. İletişimi sağlamadan amaçlanan kitlelere iletileri göndermek mümkün değildir.</p>
<p>Siyasal iletişim, siyasi liderlerin, kitle iletişim araçlarının ya da yurttaşların kullanmış oldukları dil ve sembollerin, kişilerin tutumları veya davranışları üzerindeki etkilerini gözlemlemeyi hedefleyen bir sürecin adıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>YAZININ DEVAMI İÇİN;</p>
<p>https://12punto.com.tr/yazarlar/senol-carik/siyasal-iletis%CC%A7im-ve-yog%CC%86un-siyasal-propaganda-75510</p><p>The post <a href="https://uluhaber.net/siyasal-iletisim-ve-yogun-siyasal-propaganda/">Siyasal iletişim ve yoğun siyasal propaganda…</a> first appeared on <a href="https://uluhaber.net">Uluhaber.Net</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
