Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Müthiş bir anı; Bir gün gelir, millet benden de hesap sorar..

Sivas, Eylül 1919 Atatürk ve dava arkadaşları Sivas’a geldiğinde Müdafaai
Sivas, Eylül 1919
Atatürk ve dava arkadaşları Sivas’a geldiğinde Müdafaai Hukuk Cemiyeti II.Başkanı Rasim Bey’den kendisine hizmet edecek bir adam bulmasını istedi. O iş için Derviş Devirmiş görevlendirildi. Atatürk ve arkadaşlarının sofrasına aş getirecekti.
Derviş Bey vakit kaybetmeden Atatürk’ün kapısını çaldı ve kendisini tanıttı.
Atatürk kendisine uzun uzun baktı ve “Benimle çalışır mısın?” diye sordu. Derviş Bey kendisinden bir hafta süre isteyince, Atatürk kendisine, “Memleketin bir hafta düşünmeye vakti yok, yarın kararını bildir” dedi. Odadan çıkan Derviş Bey, kapıyı vurmadan tekrar içeri girdi ve “Gabul Paşam!” diyerek görevi kabul etti.
Atatürk memnun olmuştu.
Pantolonunun cebinden örme bir para kesesi çıkardı masanın üzerine döktü ve “Al bunları çarşıya git, bana çok büyük bir hesap defteri satın al ve gel” dedi. Derviş Bey söyleneni yaptı, defteri getirdi ve Atatürk’e verdi;
– “Bütün masrafları kuruşu kuruşuna bu deftere yaz bakalım Derviş Bey” deyince Derviş Bey şaşırdı. Ve cevap verdi;
– “Bu hengamede senden kim hesap sorabilir ki Paşam? deyince Atatürk yanıtını gecikmedi:
– “Çocuk, bir gün gelir, millet benden de başkasından da tek tek hesap sorar.”
Atatürk’ün çalışma odası Sivas Lisesi Binasındaydı.
Kongre yaklaşıyordu. Yiyecek tükeniyordu. Kongreye katılacakların yemekleri belediye bütçesinden karşılanıyordu ancak bütçedeki para bir hafta içinde bitmişti, üyeler kendi paralarını harcamaya başlamıştı. Atatürk derin düşünceler içindeydi. Parasızlık, yiyecek bulunamaması demekti.
O günlerde Atatürk’e annesinden iki torba incir gelmişti. Sofrada yemiş olmadığı için yemek sonunda Derviş Beye işaret etti, incirlerden bir iki tanesini getirmesini istedi. Ama o incirler tükenmeye yüz tutmuş sadece bir iki kilo kalmıştı.
Atatürk bir gün yine sofra dağılırken işaret etti fakat Derviş Bey görmezlikten geldi. Bir kez daha işaret etti Derviş Bey yine aldırmadı. Üçüncü işaretini göstermeden bu kez seslendi:
– “Canım Hacı Bey, anlamıyor musun, incir istiyorum…”
– “Paşam, bir şey kalmadı ki, topu topu bir, iki okkacık… O da size kalsın, lazım olur” deyince Atatürk, Derviş Bey’in yüzüne hazin bir ifadeyle baktı ve şöyle dedi:
– “Hayır, benim her şeyim arkadaşlarımındır. Haydi, git getir kuzum!..”
Kaynak: Feridun Kandemir, “Mustafa Kemal Sivas’ta Nasıl Yaşadı?”, Yeni mecmua
Prof. Dr. Şükrü Elçin Sivas Lisesi’ndeki görevine 1939 Kasım ayı içerisinde başlamış o dönem okul Müdürü olan Faik Dranas kendisine okulun idari işlerinde görevli Hacı Derviş’I tanıştırmış ve yukarı satırlardaki anı, Derviş Devirmiş tarafından kendisine bizzat anlatılmıştır.